Sayfalar

Minibüsler ve Taksilere Dair

Bazen akbil bitmiş olur ve şöföre para vermek gibi sağ şeritte kâbus hızında işlerle uğraşmak istemeyiz (eee nede olsa arkadaki boş yerler değerli), bazen de gidilecek mesafe içinde uygun durak yoktur ve taksiye para vermek istemiyoruzdur. Naparız, zilyon tane minibüsten birine işareti çakarız ve önümüzde durur. Biz de genelde Indiana Jones ayarında bir sıçramayla kalkıp gitmeye başlamış minibüse gireriz, ilk savrulmayı atlattıktan sonra da en yakın boş yere önce parayı vererek otururuz.

Genelde kervan hızında bir yolculuktan sonra da ineceğimiz yere yaklaşıp “müsait bi yerde”den başlayıp “dur!” a varan ranjda nidalar çıkarıp durdurur ve ineriz. Minibüs arkamızdan hızla gazlar giderken, biz de mutluyuzdur. Ama unuturuz, birinin cenneti diğerinin cehennemi olabilir!



Bu hemşeri kartelleri tarafından işletilen dikdörtgen şekilli estetik fakiri döküntülerden muzdarip bir sınıf vardır ki, bir dokunursanız bin ah işitirsiniz. Onlar en olmasa da, epey soylu bir meslek icra eden taksicilerdir. 7 / 24 direksiyon sallayan bu bitkin kişiler zaten normal trafiğin saçmalığıyla uğraşırken, bir de sol şeritten aniden önlerine kıran bu ucube kütlelerden çok çeker; bunu bilir bu söylerim.


Bilirim, çünkü bindiğim hangi taksi olursa olsun, muhabbet açmak istediğimde en yakın minibüsçüye kızarım (haklıyımdır, pek çoğu en hafif tabirle insan dışı davranışlar sergilemektedir) ve benim tepkim solumdaki taksi şoförününkiyle birleşip adeta öfke ve gözyaşı dolu bir duygu seline dönüşüverir!

Aşağıda okuyacağınız satırlar, bir taksiciyle yaptığım ayaküstü mülakattan alıntıdır, ibretle okuyunuz, okutturunuz:


Mahir: Yuuh hayvan ya, nasıl kırdı öyle (elini kolunu kızgınca sallayarak)

Taksici: (Acı ve kısa bir gülüşle, daha çok hıçkırık gibi) Hoha! Abicim bunlar hep böyle.

M: Yaa kaptan sizin iş çok zor yaa

T: He valla, bütün gün yok acemisiyle uğraş yok zibidisiyle uğraş canımız çıkıyo, bi de böyle angutlar yok mu?

M: Çık çık çık (Suratta tiksintiye benzer bir ifade)

T: Hem önüne lönk diye kırarlar, hem önünde zınk diye durup adam alırlar hem de onlara el kol yapınca kurbanlık dana gibi böğürürler..var mı öyle iş yaaaa?? (taksici eni konu kızıyor)

M: Ağabeycim kaldırcan bunların hepsini, sonr..(lafı kesilir)

T: Heh, işte öyle yapıcan. Bi gör nasıl rahatlar yollar!

M: Bak nerde unuttum ama karşıda bi yerde kaldırmışlardı hepsini.

T: (keyfi yerine gelivermiş ve gözleri zaferle pırıl pırıl) İşte böyle abicim, devlet devletliğini yapıcak ve höst diycek ki gitsinler.

M: Yaa, dmi? (mahir de aynı keyfi paylaşmakta)

Siz siz olun, taksicileri hakir görmeyin. Hele amca veya dede şeklinde olanlara tek bir kötü söz bile etmeyin. Tamam fonda dum dum dum dum club müzik çalan – abartı hoparlörlü arabalara Japonca stickerler takmış yeni yetme taksiciler biraz hak edebilir de, amca ve dedelerin hakkı yenmemeli ve tüm bu mahşer yeri gibi trafikte katil doğmadıkları ve olmadıkları için alınlarından öpülmelidir…


…Yada şöyle bir “proce” ile minibüs konforu maksimize edilmelidir.


Hiç yorum yok:

Yolgeçen