Sayfalar

Vital Needs


İnsan zaman zaman düşünmeme lüksünü kullanabilir. Ancak adından da anlaşıldığı gibi, her daim kullanılabilecek bir hak değildir bu. Zira beyni olan ve bunu kullanabilen hiç bir insan düşünmemeyi başaramaz.

Ayrıca bana kalırsa yanlış olan düşünmek değil, düşünürken kendimize sorduğumuz sorular. Bir gün doğru yerden bakmayı başarırsak, ne demek istediğimi anlarız sanırım.


Değerli arkadaşım JD ye atıf yapıyor gibi görünebilirim. Belki de öyledir. Ama bu söylediklerim genel geçer bence. (-Nasıl bi çelişkideyim ki hem bence diyip hem genel geçer diyebiliyorum?)

Hoş kalın..

Zorunluluklar Üstüne

Bugün işten çıktım ve bunu yazdım diğer bir siteme

Düşünme. Fazla düşünme.
Dur. Fazla adım atma.
İsteme. Beklentiye girme.
Zavallısın. Farkında ol.
Sus. İçten de dıştan da.

Özetle, meyeceğim, mayacağım, sonra tekrar meyeceğim, acağım ve acağım.

Norrda


Norrda: Grubun bir üyesinin İsveç'te yaşıyor olmasından geliyor. Kuzey - Nor

Grup ülkemiz için nispeten az rastlanan bir tarzda müzik yapıyor ve elektronik alt yapılar üstüne perküsyon, tambur, def, akustik gitar, ney ve adını aklıma getiremediğim Anadolu üflemelilerinden birini kullanarak füzyon (yani aynı potada eritme) müzik - hem de İngilizce -
icra ediyorlar.

Adının kökenine uygun olarak melankolik bir etki taşıyan albümün prodüktörlüğünü Portecho grubunun da arkasında olan - ki Portecho ayrı bir yazı konusu olabilir - iki kişi üstlenmiş halde.

İlk dinlediğinizde "Türk mü abi bunlar?" dedirtecek bir grup arıyorsanız sizleri şöyle alalım :)

Present Simple Tense

Aha biri daha gitti. Pıtırak gibi ölüveriyorlar ayol.



Baksanıza şu Ölüm Sayıcıya. Gerçek bu bir de. Aslında bi de Doğum Sayar olsaydı da onu koysaydık ama yapmamışlar. Nedense herkes felaket tellalı olmuş anacım.


Bu arada, bugün enteresan birşey farkettim.

İnsan çok iyi bildiği bir konuyu başkalarına anlatmakta ne kadar zorlanıyormuş. Kolay sanırdım ben. Zira bugün kızcağızın karşısında "ööm evet şimdi bak şu şöyle ama şu yüzden çünkü öyle" şeklinde saçmaladım. Şimdi öğretmenlik mesleğini daha iyi anlıyorum.


Son olarak, yaşlanıyorum ya. Artık benden küçükler bana abla diyince, ufaktan bozulmaya başladığımı farkettim. Demesinler di mi? Yok demesinler. Siz de demeyin. Ablaymış, hıh!?

Bu



Yağmurlarla başlıyorum yeni güne. Odam serin. Yorganın altı sıcak.
Saat 0737


Darfur. Bir grup "insan", "düşman" kadına tetiği çekti kafasına.
Saat 0737


Fransa. İki sevgili. Bir seks sahnesi son anlarda. Adam orgazma vardı.
Saat 0737


Filistin. Gökyüzünden gelen bir ıslık. Artıyor. Yaklaşıyor. Büyük bir patlama.
Saat 0737


Amerika. Quantum mekaniği araştırılıyor. Anahtar rol oynayacak keşif yapıldı.
Saat 0737


Hindistan. Akciğer kanseri amansız. İşte biri daha son nefesi verdi.
Saat 0737




Farkında mıyız dünyada aynı anda aynı saniyede farklı yerlerde neler oluyor?


Dünyanın merkezi ne kadar da biz değiliz, ha?

Yeter


Bugün düşünmüyoruz. Nihat Doğan kadar umarsız ve Backstreet Boys kadar ölümsüz olmaya çalışıyoruz bu sefer. Bakalım başarabilecek misiniz?
Size iki ipucu veriyorum. Britney Spears ve Backstreet Boys yeni albümler çıkarmışlar. Haydi bakalım.

Ee ne diyorsunuz?

Başardınız mı?

Ne?

Şangırt mı?

Öylesine...


Hiç Tanrı'nın şizofren olabileceği ihtimalini düşündünüz mü? Muhtemelen hayır diyorsunuz. Ama neden olmasın? Düşünsenize, ya hepimiz hastalıklı bir beyinin yarattığı hayallersek? Ya gerçekten içinde olduğumuzu sandığımız boyut aslında boyut falan değil de bir hayal gücüyse ve aslında her şeyimiz onun hayal gücü tarafından yönlendiriliyorsa?


Bunu düşünün. Fazla düşünmeyin ama. Sınırınızı bilin. Herhangi bir sorumluluk almıyorum. Bunu sizin kafanıza sokmakla işlediğim günah hariç (varsa cidden böyle birşey).

Gurur?

Burada çalışmaya başladım başlayalı gördüm ki gurur bir yerden sonra fena.


Tamam, mesela beni çırılçıplak halde Taksim meydanının ortasına koysalar ve ters bir taraftan mevzulara girseler gururum çok incinir!



Ya da benzer başka şeyler, neyse anladınız siz zaten.


Ama resmen tuğlaları bile dökülen, ısıtması olmayan, ampullerin bile ışık vermeye uğraşmadığı bir evim, kırık dökük bir karım - ev karısı ama - ve 6 / 7 tane de sümüklü veledim olsa ve uzatılan yardım elini kabul etmiyorsam????


O zaman adım "gururlu adam" mı olur "aptal adam" mı?

Mmm... Kahve mi o?


An itibariyle, güneşi ilk gören insanlardan biriyim sevgili okuyucu. Sen bunu okurken ben muhtemelen evde bir yerlerde dolanıyor olucam. Hiç bir yerde yoksam, mutfağa bak, muhtemelen kahve yapıyorumdur. Sade içiyorum ben kahveyi. Hayatta hiçbir şeyi birbirine karıştırmayı sevmediğim gibi, kahve ve sütü karıştırmayı da sevmiyorum.
Aklın karıştı galiba?

Ama okuduğun ya da bundan sonra okuyacağın yazıların nasıl biri tarafından yazıldığını öğrenmek istemez misin? Bence istersin. Ben olsam isterdim. Hatta okuduğum yazıların, kitapların, şiirlerin, evvela yazarını araştırırım ben, çünkü önemli birşey bu. Bence önemli yani. Ne diyordum, evet kahve. Kahveyi bilirsin. Önce çekirdektir, kavrulur sonra öğütülür falan. Ama sen zaten bunları biliyorsun bence.

-Evet artık beni tanıman gerektiği kadar tanıyorsun.

Bence ben normalim. Hani insan saatlerinde yaşamıyor ya da insanlar gibi beslenmiyor olabilirim. Ama bence normal olan bu. Ve sen sevgili okuyucu, yazılarımı okurken lütfen kendimi garip hissettirme. Tamam? Anlaştık bence.

Hoşgeldin, mmm, kahve mi o??


Ters yüz - yüz ters


Bazen oluyor böyle yaşantılar.
Sıkılıyorum "düz" bakmaktan. Yılın bahar aylarında - millete aşk meşk seks hevesi gelir(miş) - bana o gelmedi de, açıyı değiştirmek geldi.

İyi de geldi, koleksiyonluk bir parça oldu :)

Yolgeçen