Fair to Midland

fair

Bilemem sizlere Serj Tankian ismi ne ifade ediyor. Veya System of a Down? Evet o grup. Bu adam da o grubun vokali.

Ama yıllar geçti, bizlerin ergen genç zamanlarıyla beraber adam da olgunlaştı, ki S. O. D.’ın son albümü ilkine göre çok daha iyi müzikal olarak ve gerçekten özgün gruplara vesile olan Serjical Strike plak şirketini kurdu.


Gerçi sonra Universal grubuna sattıysa da muhteşem keşifler yapmakta hiç gecikmedi. Benim için en büyük keşfi de Fair to Midland grubu oldu.

Grubun üyeleri şöyle:

Brett Stowers (davul)
Cliff Campbell (gitar)
Darroh Sudderth (vokal)
Jon Dicken (bas gitar)
Matt Langley (klavye)

Grup 98 yılında kurulmuş olsa da, bir iki canlı performanslarını izleyen Serj Tankian hiç gecikmeden onları şirketine bağlamış ve özgünlüklerini daha da desteklemiş. Ve ortaya dinleyeni kendine bağlayan Fables from a Mayfly: What I Tell You Three Times Is True albümü çıkmış.

Grubu hakkında böylesine laf ettirmeye neden olan etken, tarzı. Adamlar progresif etkili alternatif rock / metal (ki bilen bilir, bu ikisi pek yan yana gelmez) yapıyorlar ve klibi olan tek şarkıları buradan ulaşabileceğiniz “Dance of the Manatee”. Dinlerken netçe anlaşılıyor progresif ve alternatif rock / metal birleşirse nasıl oluyor…

Hatta bir de canlı izleyin nasıl oluyor. İsterseniz de klipsiz dinleyin sadece. Hazır başlamışken grubun web sitesine de buradan uğrayın.

Keyifli dinlemeler!

iPod / iRaq


Amerika'da çeşitli yerlerde boy göstermiş güzel posterler.
Alkışlıyorum!

Sentenced




Lise zamanlarımdı ilk kez dinlediğimde o albümü.


...


O albüm şu anda dağılmış Sentenced grubundan 2000 yılında çıkmış Crimson’dı. Karanlık ve melankolik atmosferi, metal sertliğinde davul ve gitarlarla birleşmiş ve o zamanlar içinde bulunduğum kara sevda acısıyla el ele tutuşmuş beynimden vurmuştu. Bana güneşli günde deniz kenarında bile mutluluk yoktu..



Sonra kasetçileri dolaşırken Frozen’a rastladım, bir önceki ve çok daha melankolik ve ölüme yakın albüm. O lanetli güzellikteki notalar vasıtasıyla ne derinlere indim o zamanki “dünyanın en talihsiz ergen genci” yanılsamamla. Evet içinde bulunduğum ruh hali şu andan bakınca adeta şaka gibi. Fakat her acı zamanında büyük, her ruh durumu kendi bağlamında güzel.



2003 yılında yeni bir dalga geldi ve grubun içinden çıktığı soğuk ve karlı Finlandiya’yı anımsatırcasına; ismi de The Cold White Light idi. Yani “Soğuk, Beyaz Işık”. Sentenced bunda da Sentenced’dı. Hala yaralıyor ve tuz basıyordu yaralara. Hele “Everything Is Nothing” ile “düşüşünü ve sonunu göreceğim, gözlerini son kapatacak ben olacağım. Ve affetme beni hiçbir şey için, çünkü bunu istedim…bunu yaptım…” sayesinde, hemen ardından giren solo ile beraber zaten fırtınalı üniversite yıllarıma damgasını dağladı acıyla.



Tam bu kadar acı, bu kadar arabesk yeter derken Sentenced son kurşunu attı. Ama hayır, artık kalp sertleşmişti ve sadece sıyırdı bu mermi. Ancak bu son mermi, tam anlamıyla son mermiydi; bir daha Sentenced albümü olmayacaktı. Olsun, eldekiler yeterdi. Bu albüm de alıştığımız Sentenced’den biraz daha mutlu ve sert olsa da, Sentenced’di yinede, candı.

Aslında bu yazıyı Sentenced vokalisti Ville Laihiala’nın yeni grubu Poisonblack için yazacaktım ama atalardan bahsetmeden çocuklardan bahsetmek olmaz. Ayrıca,

My brothers they ask me:
"Do you recall anything from yester-night, no?"
They laught at me and go:
"Nothing at all? Well, it must been an evening of joy"
My brothers they tease me:
"Do you remember anything from yester-night, no?"
They laught at me and go:
"O sure you do, we buried our little sister Hope"

Guilt and Regret and me - what a twisted family we are
Guilt and Regret
O god, how I hate you both from the bottom of my heart

Kardeşlerim sordu bana:

“Dün geceden bir şey anımsıyor musun? Hayır?

Bana güldüler ve dediler:

“Hiçbir şey mi? Eğlenceli bir gece olmalı”

Kardeşlerim sataştı bana:

“Dün geceden bir şey hatırlıyor musun? Hayır?”

Bana güldüler ve dediler:

“Hatırlarsın kesin, küçük kardeş Umudu gömmüştük”

Kabahat, Pişmanlık ve ben – ne buruk bir aileyiz biz

Kabahat ve Pişmanlık

Tanrım, sizden tüm kalbimle nefret ediyorum.

Diyen bir grup da bahsedilmeden geçilmez..

Yararlı siteler:

www.sentenced.org

www.myspace.com/sentencedband


Uzun zaman

Uzun zaman oldu birşey yazmayalı ama suç bende değildi ki! Suç telekomdaymış; bugün anladım. Sonra gittim hosts dosyasına gerekli IP numarasını ekledim ve ta daaa!!

Neyse, uzun zaman oldu dedim ya neler yaptım bu uzun zamanda?

Hmm mesela yıllık iznimin bir bölümünde Rize'ye gittim.



Yaylalara çıkmadık ama Rize'nin içinde epey gezdik; en kayda değer yer de Çaykur'un tesisiydi. İşte oradan bir fotoğraf. Bu arada, çay 300bin lira. :)



Kazara bulaştığım bu karede Rize'nin denizi ve yeşilinin panaromik bir görüntüsü var.





Bu da Rize'nin toprağının havasının iyi olmasından geliyor sanırım. Çok fotoğraf var, solda palmiye sağda çam. :)




Bu da Rize'nin içinden bir görüntü. Burada görülmüyor ama yeni inşaatlar en az 10 katlı apartmanlar! Ben 13. kata bi eve misafirliğe gittim mesela! :) Ama normal bu; yer yok genişleyecek ve deprem riskin de kayda değmeyecek kadar az.


___________________________________________

Rize dönüşü de apayrı hikaye. Normalde dönüş uçağım Cumartesi 2130 idi. Fakat erken dönmek istedim ve düşünürken dedim Ali biradere gidiyim bari Bursa'ya. Sonra aradım herifi "hacı geliyorum sana yarın, hazır ol beni alırsın hava alanından alırsın" dedim ve biletimi aldım Bursaya. Uçak tabii :)
Ardından sonraki gün de bir daha aradım adamı dedim "ee geliyorum, hazır mısın?". Bunu duyan Ali dedi ki "Oluuum, ben şu an İstanbul'a gidiyorum!?!?" Velhasıl hayvan herif benim SONRAKİ hafta geleceğimi zannetmiş ve Bursa'dan eve, İstanbul'a dönmüş. Grrrr
Neyse, gidersin bir tane daha bilet alırsın (ühüü) bu sefer İstanbul'a. Çok şükür beni aldı Sabiha Gökçen'den de kalbimi aldı. :)

Yolgeçen