"bir leşim var"


dedi "bir leşim var."

dedim "nerde?"

dedi "burda."

dedim "hani?"
dedi "karşımda. ayaklarımın dibinde. bir kaç gündür yatıyor böyle. kıpırtısız. ben öldürmedim onu. sen öldürdün, hatırlıyor musun? burda bıraktın. karşımda. benim oldu. benim bir leşim var artık. burda. karşımda. ayaklarımın dibinde yatıyor kaç gündür, kıpırtısız. bir isim verdim ona, leşime; 'nokta'. daha iyi bir isim bulabileceğimi sanmıyorum. mutlak bir son gibi zaten. durduran, gerçekten bitiren. anlıyor musun, anlayabiliyor musun? ben zorlanıyorum anlamakta. anlayamadığım için sahiplendim ya zaten onu.. isim verdim, belki anlarım diye..gözlerimi ayırmadan baktım günlerce, hareketsiz olduğundan emin olabilmek için. yani haraketsiz derken..anla işte, öldüğünden emin olabilmek için..bir iki kere öyle oldu ki..uçmaya hazırlanıyordu diyebilirim..uzun süredir kapanmadan bakan gözlerimin bana oyunuydu bu tabi ki! öyleydi değil mi? bak eğer sen de emin değilsen biraz daha zaman ver bize, bana ve leşime..onu diri diri çekmek istemezsin değil mi toz yığının içine? ve saçlarının..kim bilir daha neler var orda? neyse..al hadi..daha fazla bakmak istemiyorum ona."
dedim "hı-hı.."

Mizan

Mutlaka yazmam gerekiyor diye düşündüm böylesi bir grubu.
Norrda Mira derken, çizgimizi sürdürüyoruz ve bu sefer de sizlere Mizan'ı sunuyoruuum. (alkış alkış alkış)

http://myspacetv.com/index.cfm?fuseaction=vids.individual&videoid=20303575

Daha taze bir grup olan Mizan çok yol alacağa benzer. Neden? Üstteki klibi izleyin de görün adamlar nasıl bir doğu batı sentezi yapmış! Ve belli ki "öylesine" bir birleşlim değil, her parçada duymak mümkün anadolu enstrümanları ile solistin amerikanvari vokalini.
Bu albüm sizlere mutluluk vaadetmiyor, aksine gelen sonbahar günlerini ta derinden yaşatmayı söz veriyor pek çok hüzünlü eseriyle. En iyisi de bu bence, bizim enstrümanları taa derinden yaşamak ve Anadolu'nun yüzyıllardır çektiği acıları notalarda fark etmek..

http://www.myspace.com/mizanspace


Plan program ve ilk sonbahar günleri üstüne röportaj

Hmm neymiş? Dışarda hava güzelmiş, biraz da serin. Peki JD nerdeymiş? Evinde!!! Neden? Yıllık izin aldı ya mal, ondan. Peki neden evde? Çünkü hiçbir arkadaşı öğrenci değil, herkes işinde gücünde. E çıkıp etrafı dolaşsın? Öğrenciyken sık sık çıkardı, sokak sokak dolaşırdı, artık ondan da sıkıldı. O zaman JD bir dahaki sefere ne yapacak? Hmmm, bir dahaki sefere mutlaka ama mutlaka bir şey yapmak için yıllık izin alınacak. Bu seferki gibi "ben alayım izni bakarım gerisine" olmamalı.

Google Araması Cevaplandırma Servisi: Şeytan nerede

Bu seri, siteme kimin hangi keyword ile geldiğini görmemden kaynaklıdır, kçtan uydurma asla değildir. Lütfen iyi okuyun ve feyz alın ya da esef duyun



Şeytan nerede ha?
Bak şimdi, iki yorumu olabilir bunun. Biri dini diğeri agnostik - dine bulaşmayan - yorumu.
Dini yoruma göre, Hz. Adem'in yaratılışı onun düşmesine neden olaylara yol açıyor ve yaratan tarafından istediği zaman veriliyor. Bir manada meydan okuma bu fakat bizler için tehlikeli. Çünkü "öneri"leri ile sürekli kendi yoluna çekmeye çalışıyor, cehenneme.
Agnostik yorum ise, şeytanı ilahi düzeyden alır dünyamıza sokar. Bu açıdan bakarsak yollar epey çeşitlenir. Mesela şeytan amerika, yahudiler şeytandır, para şeytandır vb vb her türlü karşı olabileceğimiz şey şeytan ile özdeşleştirilebilir.

Ama gel istersen, en suya sabuna dokunmayan cevabı vereyim sana da, sen de rahat et ben de.
Şeytan yerin dibindedir, tamam mı?

kara goncolos neyin nesidir?




karakoncolos, çoğul: karakoncilo


Yunanca kalikantzarus (καλικαντζάρους )


Karakoncoloz, koncoloz (κοντζολόζ) ve koncolozi (κοντζολόζοι)


Arapça qârâqendlûz (Cezayir)


Türkçe Yaban Adamı, Meşe Adamı (Orman Adamı)

Lazca “Germakoçi “(Dağ adamı)

ya da deforme edilerek koncala , koncoloz, karakancala, kancala (İkizdere), congalaz (Yozgat) formlarına dönüşmüştür.





"Bir de Kara Koncolos'a dikkat edeceksiniz. En zalimi o. Yaşlı kadın kılığına girip sokaklarda dolaşır. Köşe başlarını tutar. Köşeden geçmek isteyene sorular sorar : 'Nereden geliyorsun böyle? Nereye gidiyorsun?' diye sorar. Kara Koncolos görünce içinde muhakkak kara kelimesi geçen bir cevap vermek lazım gelir. Misal, karalardanım, karacasöğüttenim filan diyeceksin. O zaman rahat bırakır geçersin. Bazen de adres sorar. Eğer sorduğu adresi bilmezsen, vay haline. Çantasından sopasını çıkardığı gibi küt küt vurur adamın kafasına, bayıltıncaya kadar döver."


syf.263


bit palas


elif şafak

Ruh Hali Fotoğrafları

Arka arkaya çalan iki şarkı * ile dağıtan kişimiz derin düşüncelere dalarken, çayı da soğumakta. Kalbi gibi.
O çay bir daha ısınmayacak. Isınırsa hiç tadı kalmaz.
Onu bırakan kız geri dönmeyecek. Dönerse tadı kalmayacak.

* Enbe Orkestrası - Unutamam ve Gülay - İstanbul Ağlıyor

About Ney, vice versa

Bu Bolivyalı bir arkadaşıma yazdığım bir e-postadan alıntıdır. "Ney" ile ilgilenen okusun ilgilenmeyen dümdüz aşağı devam etsin..

Well, time for some real stuff now :)

The band Yansımalar is a really unique band because they were the first to meld guitar and tambur (tambourine in english?!) into "ney" sound.

Ney is a mysterious blown instrument made of reed, able to create such sound that makes you bow your head and think or just feel whatever you feel. Besides, it is considered as a religious instrument. Allah (the God as you might name) has blown life into the universe as we believe. (we = Muslim people)
And if we wanna go deeper, one must not pass without mentioning about
Mevlana Celaleddin-i Rumi and his opinions. You can find some information in this link http://www.mevlanayili.gov.tr/en/Default.aspx?17A16AE30572D3131279C58074C31537E02233C478ECCCA1

According to what we understand from him: Ney is a symbol depicting "human". And human soul came into body by his (Allah's) will. So, it came from Allah. Because of this, soul is counted as an exile torn apart from the source which desires to return back to it, Allah. Long story short, "ney" tells the soul desiring to return, moaning with the love of Allah. Like the "ney" (reed) moans to return back to the place where is was picked off, human moans for the same thing.

If English was my mother language I could precisely describe you what I know and feel but its not. So maybe you can use following links as a beginning:

http://en.wikipedia.org/wiki/Ney_(Turkish)
http://en.wikipedia.org/wiki/Ney
http://www.mevlanayili.gov.tr/en/Default.aspx?17A16AE30572D3131279C58074C31537E02233C478ECCCA1

By the way you may come across a person known as "Mercan Dede". Foreign people LOVE him but I, as a ney blower (though I am really apprentice at), HATE him. Will tell you why if you wonder.

Hope this helped, see you later & again :)

Google Araması Cevaplandırma Servisi: sahildeki adam

Bu seri, siteme kimin hangi keyword ile geldiğini görmemden kaynaklıdır, kçtan uydurma asla değildir. Lütfen iyi okuyun ve feyz alın ya da esef duyun
.



Bir zamanlar Silivri'de bir adam varmış, çalıştığı yerde zaman zaman sıkılır ve birikmiş eski ekmekleri alıp sahile vururmuş kendini. Silivri'deki tek dostu martılarmış, o kadar uçucu.
Sık sık ekmek atarmış onlara ve havadaki dansı izlermiş iki parça ekmek kapmaya çalışan martıların.

Arada bir de fotoğraf çekermiş :)

Google Araması Cevaplandırma Servisi: ata iskender fiyat listesi

Bu seri, siteme kimin hangi keyword ile geldiğini görmemden kaynaklıdır, kçtan uydurma asla değildir. Lütfen iyi okuyun ve feyz alın ya da esef duyun


Ata İskender Ankara'nın gözde mekanlarındandır, adeta bir statü simgesidir (bakın şu logoya zaten, nasıl bir ağırlıktır o). Paran varsa orada yersin, yoksa yiyemezsin gibi basit bir anlayış vardır.
Fiyat listesi netten bulunamaz ama en fazla http://www.ataiskender.com/menum.asp

Yannız diyebilirim ki, iki üç ay öncesine kadar iskender kebaplı güzel bir menü (+ kola falan) ya 10 milyondu ya da 12 milyon.


Dipnot: Orası Ankara ey İstanbullular. Orada herşey çok daha makul...

Dresden 1945

1945 Şubat

Dresden


Almanya’nın son zamanları

B17’ler yeniden göründü havada


İlk 88lik uçaksavar hınçla patladı aralarında


İlk yangın bombası başladı yere doğru doğru hızlanmaya…


İkiye ayrılan B17 bir sürü havacıya mezar oldu etleri kemiklerinden ayrılırken

İki yangın bombasının arda arda patladığı Ossen Mahallesi…

…İki apartman kaçınılmaz alevler içinde kaldı, çığlıklar ait değildi insana…


Üç Fw109 büyük hırsla tepedeki ölümün içine daldı, ne kadar vursalar kârdı.

20mmlik toplarını ateşleyen P56’lar amansızdı ve işleri buydu!


Son kalan 88likler devam etti senfoniye

Ölüm sürüsünün kalan yarısı devam etti cehennem ateşine

Savunmasız şehir daha da zavallılaştı bombaların altında.

Aldıkları zevk ölçülmezdi. Yaparlardı bir daha olsa…


Son B17 de giderken yüklerini boşaltmış,

Soran olmuş muydu yanarak ölmüş 130 bin cana?


Tarihin en büyük kıyımlarından birinden bahsediyorum. Dresden Katliamı. 2. Dünya Savaşının son günlerinde, İngiliz ve Amerikanların kudurganlığının son evresinde, insanlar ne olursa olsun hiç hak etmediği biçimde öldürülürken.


En nihayetinde Hiroshima’da orgazma varmış, yüz binleri öldürmüş


ve bir o kadarını da lanetlemiş Amerikan güçleri “zaferlerine” erişmek üzereyken, artık tamamen yıldırma amaçlı bu kadar insanın öldürülmesi neden?


İnsani değerlere hitap eden bir açıklaması olan?


_______________________________________________


Bana Pearl Jam’in Do The Evolution şarkısını ve müthiş klibini hatırlatıyor gördüklerim. “İnsanların” haklı “zaferi” her anda, masumların paramparça bedenleri her yerde. Her şey istatistikten ibaret, biri üçü beşi onu yüzü bini on bini yüz bini ölmüş ne fark eder?


Rakamları silip yeni rakamlar yazarız o kadar. Bilfiil bir kişiyi öldüremeyecek insanlar mahalleleri uydudan işaretlemiş bombardıman için, bana ne sana ne?

Yolgeçen