Dresden 1945

1945 Şubat

Dresden


Almanya’nın son zamanları

B17’ler yeniden göründü havada


İlk 88lik uçaksavar hınçla patladı aralarında


İlk yangın bombası başladı yere doğru doğru hızlanmaya…


İkiye ayrılan B17 bir sürü havacıya mezar oldu etleri kemiklerinden ayrılırken

İki yangın bombasının arda arda patladığı Ossen Mahallesi…

…İki apartman kaçınılmaz alevler içinde kaldı, çığlıklar ait değildi insana…


Üç Fw109 büyük hırsla tepedeki ölümün içine daldı, ne kadar vursalar kârdı.

20mmlik toplarını ateşleyen P56’lar amansızdı ve işleri buydu!


Son kalan 88likler devam etti senfoniye

Ölüm sürüsünün kalan yarısı devam etti cehennem ateşine

Savunmasız şehir daha da zavallılaştı bombaların altında.

Aldıkları zevk ölçülmezdi. Yaparlardı bir daha olsa…


Son B17 de giderken yüklerini boşaltmış,

Soran olmuş muydu yanarak ölmüş 130 bin cana?


Tarihin en büyük kıyımlarından birinden bahsediyorum. Dresden Katliamı. 2. Dünya Savaşının son günlerinde, İngiliz ve Amerikanların kudurganlığının son evresinde, insanlar ne olursa olsun hiç hak etmediği biçimde öldürülürken.


En nihayetinde Hiroshima’da orgazma varmış, yüz binleri öldürmüş


ve bir o kadarını da lanetlemiş Amerikan güçleri “zaferlerine” erişmek üzereyken, artık tamamen yıldırma amaçlı bu kadar insanın öldürülmesi neden?


İnsani değerlere hitap eden bir açıklaması olan?


_______________________________________________


Bana Pearl Jam’in Do The Evolution şarkısını ve müthiş klibini hatırlatıyor gördüklerim. “İnsanların” haklı “zaferi” her anda, masumların paramparça bedenleri her yerde. Her şey istatistikten ibaret, biri üçü beşi onu yüzü bini on bini yüz bini ölmüş ne fark eder?


Rakamları silip yeni rakamlar yazarız o kadar. Bilfiil bir kişiyi öldüremeyecek insanlar mahalleleri uydudan işaretlemiş bombardıman için, bana ne sana ne?

Hiç yorum yok:

Yolgeçen