Sayfalar

Geçmişle gururlanmak böyle birşeymiş

Dün gördüm ki sitede en çok ziyaret edilen yazılardan biri http://alticuceler.blogspot.com/2010/01/roportaj.html olmuş.

Taa 28 ay önce verdiğim bu röportajı görmek güzel hissettirdi..Allahım nasıl konuşmuşum, nasıl da poz vermişim; sanırsın Egzorsitteki peder, az sonra yahala yuhala oberdinaa başlayacak :D

Şaka bir yana, o zaman söylediklerim hala geçerlidir arkadaşlar. Dün katıldığım Otizm konulu bir seminerde de  hem rakamlar hem de bizlere anlatan uzmanlar eşliğinde gördüm ki hala gerideyiz. Hala farkında değiliz. Hala önemini anlamıyoruz.

Sanıyoruz ki bir hastalık, iki hap alınca geçecek.. Ve inanın bu tüm zihinsel engeller için geçerli :\

Her şey bir ekran kartı alma fikriyle başladı

Biliyor musun, birkaç zamandır - daha doğrusu birkaç aydır - bir tereddüt içindeyim. Nedir, ev ve odam değişti değişeli PC'ye artık yakın oturduğum için özellikle oyunlar oynanabilecek halde. Yani şöyleki önceki sistemde ekranla aramda 2 metre vardı. Bildiğin 2 metre!

82 ekran bir televizyonu PC ekranı yapınca öyle oluyor işte. Olan bir diğer şey de, oyunlar tüm "immersion" yani içine alma, yakalama değerinmi yitiriyordu.

Ancak artık 22 inc monitörün karşısındayım. Oynarsam, hele ekran kartı alırsam grafik olarak direkt içindeyim. Edifier r1900Tii'ler de sağolsun ses de o biçim. Ama oynarsam..E oyna o zaman? Ben de biliyorum onu ama şunlar var ki;

A. Ekran kartı almam lazım
B. Oyunları beni eskisi gibi sarmayacağından emin olmam lazım. Çok şey kaçırdım ben zamanında o oyunlar yüzünden!
C. Beklediğim bir laptop var aşağıda kısaca yazdım, onu mu almalı yoksa sadece ekran kartı mı almalı onu kararlaştırmak lazım

Yanisi çok değişkenli bir denklem bu.

arkaplanda tekrar eden:

Asus N56VM?

Bu alınır

http://www.pcmag.com/article2/0,2817,2403337,00.asp

Hem özellikleri standart kullanıcı için fazlasıyla yeterli, hem baştan aşağa usb3 donanımlı, hem de ekranı kıyasla geniş açılı. Ayrıca testlere göre oldukça da soğuk. Aluminium kasa da cabası :) 

Öz

Zaman geçmiş üstünden. Değişmiş kimi alışkanlıklarım. Ama değişmeyen bir öz var. Hala istekli, kıpır kıpır.

Ah ah

Ah ah.

Hiç sözüm yok. Neden bilmiyorum. Ama hiçbir şey yazasım yok. Artık anlamsız geliyor bu blog işleri. Hani yaş büyüyünce geçen yıl oynanan ciayco yada transformırsın anlamsız gelmesi gibi bişey.

E o zaman kapat gitsin derler adama?

Yook dostum yook derim ona.

Başlamıştım

Sabah kötü hissediyordum, olumsuz sonuçlanan görüşmeden sonra iyice kötü hissetmeye başlamıştım. Öğlen vakti gözüme çarpan üç ayrı eğitim ilanı da birey değil grup ile alakalıydı, haftasonu da her haftasonu görüştüğüm danışanım aramamış ve görüşme yapılmamıştı. Her yere çiselerken üstüme yağmur yağması idi bu. Haa, öte taraftan sevdicekten de haber yok. Bugün onun için de önemli bir gündü :\

Ruh halim böyle berbat ve toplu tecavüze uğramış polyanna gibiyken seni aradım sevgili DZT.

Bak valla iyi ettin beni!

Efferin len :D

Bir soru ve bir cevap 1

Bir soru ve cevap. Değişik bir soru:

1- Öyle birşey yapalım ki dünyada ne insan, ne hayvan ne de bir bitki kalsın. Hepsi ölsün. Hem karada, hem denizde hiçbir şey kalmasın, nasıl olur bu iş? (Bomba olur, gazlar olur, zehir olur.)

2- Zombili film senaryolarının gerçekleşme ihtimali var mı? Yani insanları psikopata çevirebilecek bir virüs var mı ve salgın haline gelebilir mi?


Dedim ki,

1-Eğer özel bir virüs üretmezsen en temiz yolu tek bir nükleer silahın kullanılması. Tek diyorum dikkat. Neden? Şu anki doktrin diyor ki mad (mutually assured destruction)olcak. Ve herkes birbirini karşılıklı olarak dümdüz ettiği için kimsenin korkacak bir şeyi olmayacak. Sadece ABD ve Rusyada 2000 - 2500er tane olduğu düşünülürse, dünya bildiğin cehenneme döner. Atmosfer oluşan toz kir atık bulutlarıyla kaplanıp güneş bloke olur. Bu da bitkilerin ölümüne yol açar. Bitkiler ölürse hem oksijen çevrimi epey zora girer, hem de otçul hayvanlar ölür. E onlar ölürse sıra yırtıcılara gelir. Onlar da tükenirse artık kimi yeriz sen tahmın et :) (ilk önce gözlüklüler ve şişmanlar, sonra aptal sarışınlar, ardından siyahlar, sonra asyalılar falan)

2-Bence öyle bir ihtimal yok. Felaketimiz onlar değil yine biz olacağız.

PS: Domuz Körfezi Krizi hakkında azıcık okuyun ve dünyanın nasıl tam yukarıdaki sınırdan döndüğünü görün. Az daha 60'lı yıllarda dükkanı kapatıyormuşuz :)
PS2: 2002 istatistiğine göre dünyada toplam 20150 nükleer başlık / silah varmış.

Yolgeçen