http://www.haber7.com/haber/20110518/AB-dahil-60-ulkede-filtre-var.php
Dokunanlar Var
Olmuş olan ve olacak her şeyin"ama ama ama ben bişi yapmadım kii" diyen tweety edasında yalanlanmasını hiç sevmiyorum. Alttaki haberi gördüm, tam sinirime dokundu. Arkadaşım nasıl bir iştir ki bu, sizler sütten çıkmış ak kaşık maşallah. Sizin HİÇBİR konuda HİÇBİR hatanız yok. Yoo, ama siz meleklerden türediniz..
Yeni Başlayanlar için MS (multiple sclerosis)
Geçmişte söyle bir rehber hazırlayıp pek çok yerde yayınlamıştım. Bunun üzerine tüm Türkiye'den geri dönüşler oldu. Ama artık tekrar güncelleme zamanı. Sizden ricam, okumanız ve atlamış olabileceğim eklemeleri yapmanız:
______________________________________________________________
günümüzde hem kötüleşen dünya, hem de gelişen tıbbi teknoloji ışığında daha sık görülmeye başlamış ms için bir ms hastasının ağzından - ki o ben oluyorum- yazılmış rehberlerden biridir, relapsing remitting adındaki 1.tip versiyon baz alınmıştır.
bir gün durup dururken çift görmeye başladınız, bir iki üç bu geçmedi! sonra gittiniz iyi bir göz doktoruna; baktı baktı dedi ki gözde sorun yok. ardından da bi de şuna baktırayım diye nörologa - nöroşirologa ve bingo! mr'ın gümbürdemesine katlanmanıza değmiş, nur topu gibi bir msiniz varmış.
- ms klasik bir hastalık değildir, grip gibi ve hatta kanser gibi bile değildir; geçmez. aynı karınız / kocanız gibidir, üstüne ne çok gideceksiniz; ne de az.
- kendinize güvenebileceğiniz bir doktor bulun ve hep o doktorla devam edin (yoksa doktorların oyuncağı olursunuz)
- doktora güvenin derken, açgözlü olanlara fazla kaptırmayın. İsim vermeyeceğim ama bir çapa doktoru var prof. dr. x seansı 700 milyon! evet, YEDİ YÜZ. ama onun kadar kaliteli y, ki o da yine çapada nöroloji anabilim dalı üyesi prof dr y, 350 milyon. isimleri ancak bana ulaşılırsa veririm. prof dr y annemin de doktoru yaklaşık 20 yıldır. sevk ettiğimiz hiçbir hastada da ıskalamadı teşhis ve tedavide. bunu niye söylüyorum? boşa para vermeyin diye, hakedene verin diye. yoksa "bende zengin hastalığı var zaten - bir ara öyle denirdi - doktorum da öyle para alsın" diyorsanız..serbestsiniz tabii.
- sürekli iyi taraftan bakabilirsiniz; bu ms milyon tane kişisel gelişim kitabı okumuşsunuz gibi sizi iyi yönde değiştirebilir. neticede iyi kalmak için "sağlıklı yaşam"ı yaşamanız gerekecek = geç yatmayacaksınız, aşırı derecede alkol almayacaksınız, aşırı yorulmayacaksınız, aşırı sıcaktan uzak duracaksınız, size stres yapan durumları elinizden geldiği kadar uzaklaştıracaksınız.
- erkekler: askerden otomatik muafsınız. bu kimilerine en başta korkunç bir şey gibi gelse de, veya "giderim, sonra gata falan yırtarım bir şekilde" diye düşünseniz de; askerin koşullarını düşününce (eğitim ve stres veren ortam, hele eskaza güneydoğuya düşerseniz) sağlığınızı geri dönülmeyecek kadar bozabilirsiniz. bence bile bile davetiye çıkarmaya gerek yok.
- ms zaman zaman ağır gelebilir. ama bu zamanlarda sakın antidepresanlara meyletmeyin, doktoru da meylettirmeyin; girdiniz mi çıkamazsınız. neticede bilmelisiniz ki, bu da gelip bu da geçecek. atakları kast ediyorum yani, en azından.
- eskisinden daha çabuk yorulacaksınız, aldırmayın. hele güneş altında yürürseniz kesinlikle daha çabuk yorulacaksınız, aldırmayın. avonex gibi belirli bir periyodda iğneniz varsa iğneden sonra halsiz düşeceksiniz, aldırmayın. çeşitli ilaçlar var bu halsizliği geçiren, ucuzlar da. hele bir tanesi vardı, kırmızı şekerler gibi birşey. iğne sonrası üçer beşer içerdim, içebilirsiniz.
- ms derneği, organizasyonu falan herneyse fazla bulaşmayın. çünkü bu hastalığın seyrinde moral herşeyden önemli ve inanın ki bana, sizden çok daha kötü durumdakiler var. (bu madde tartışmalı, halihazırda destek imkanı bulamayanlar ne yapsın?)
- hayatınız boyunca (eğer tıpta bu konuda gelişme olmazsa) multiple sclerosis hastasısınız, hayatınızı bu hastalık uyarınca düzenleyin. mesela futbol oynayan bir kişiyseniz, biraz daha az oynayın. veya hiç oynamayın. plaj voleybolu oynamadan yapamıyor musunuz? yapın. boş zamanlarınızda eminönünde hamallık veya bir inşaatte amelelik mi yapıyorsunuz? buraya kadar okuduysanız..eh, ne diyeceğimi çok iyi biliyorsunuz.
- eğer iş yeriniz anlayışlı bir yerse (kurumsal yapıda bir plaza şirketi / sıcak ilişkilerin olduğu bir aile şirketi), %70'i geçkin özürlü raporu alıp (ms hastaları yasal olarak gereken %40'ı alabilmekte) bunu beyan ederseniz bir sürü avantajdan yararlanabilirsiniz; erken emeklilik, vergi indirimi, maaşta ufak bir bonus. gerçi bu iki ucu pis bir değnektir..mutlak zorunda değilseniz, hiç girişmeyin rapora beyana vs.ye. durup dururken etiketlenmenin anlamı yok.
- her hastalık az çok farklı gider ve kişiden kişiye değişir. ama ms bunun zirvesidir, annenizin msi bile sizinkisinden farklı olacaktır; onda işe yarayanların sizde de yarayacağını sanmayın. annemden biliyorum :)
- üstteki maddeye rağmen, yürüdüğünüz yolu çoktan yürümüş birini bulun. bulun ki o kişi sizin rol modeliniz olsun, nasıl olmanız gerektiği konusunda sizi yönetsin - esin versin.
- çevredekiler soracaktır, "çocuğun olursa ms ona da geçer mi?". diyeceksiniz ki, "benimkisinin ms olma ihtimali, seninkisinden az fazla; o kadar". ama eşiniz de ms hastasıysa, o zaman "az fazla" miktarı, pek de öyle az kalmayacaktır. ancak yine de şizofreni gibi %50 kadar muazzam bir geçiş olasılığı olmayacaktır. rahat olunuz ve oldurunuz.
- son olarak: ms'i duyanların aklına genelde (rahmetli) futbolcu fenerbahçeli sedat gelmekte. bilin ki alakası yok. çünkü o kişi als idi. siz ise ms'siniz.
______________________________________________________________
günümüzde hem kötüleşen dünya, hem de gelişen tıbbi teknoloji ışığında daha sık görülmeye başlamış ms için bir ms hastasının ağzından - ki o ben oluyorum- yazılmış rehberlerden biridir, relapsing remitting adındaki 1.tip versiyon baz alınmıştır.
bir gün durup dururken çift görmeye başladınız, bir iki üç bu geçmedi! sonra gittiniz iyi bir göz doktoruna; baktı baktı dedi ki gözde sorun yok. ardından da bi de şuna baktırayım diye nörologa - nöroşirologa ve bingo! mr'ın gümbürdemesine katlanmanıza değmiş, nur topu gibi bir msiniz varmış.
- ms klasik bir hastalık değildir, grip gibi ve hatta kanser gibi bile değildir; geçmez. aynı karınız / kocanız gibidir, üstüne ne çok gideceksiniz; ne de az.
- kendinize güvenebileceğiniz bir doktor bulun ve hep o doktorla devam edin (yoksa doktorların oyuncağı olursunuz)
- doktora güvenin derken, açgözlü olanlara fazla kaptırmayın. İsim vermeyeceğim ama bir çapa doktoru var prof. dr. x seansı 700 milyon! evet, YEDİ YÜZ. ama onun kadar kaliteli y, ki o da yine çapada nöroloji anabilim dalı üyesi prof dr y, 350 milyon. isimleri ancak bana ulaşılırsa veririm. prof dr y annemin de doktoru yaklaşık 20 yıldır. sevk ettiğimiz hiçbir hastada da ıskalamadı teşhis ve tedavide. bunu niye söylüyorum? boşa para vermeyin diye, hakedene verin diye. yoksa "bende zengin hastalığı var zaten - bir ara öyle denirdi - doktorum da öyle para alsın" diyorsanız..serbestsiniz tabii.
- sürekli iyi taraftan bakabilirsiniz; bu ms milyon tane kişisel gelişim kitabı okumuşsunuz gibi sizi iyi yönde değiştirebilir. neticede iyi kalmak için "sağlıklı yaşam"ı yaşamanız gerekecek = geç yatmayacaksınız, aşırı derecede alkol almayacaksınız, aşırı yorulmayacaksınız, aşırı sıcaktan uzak duracaksınız, size stres yapan durumları elinizden geldiği kadar uzaklaştıracaksınız.
- erkekler: askerden otomatik muafsınız. bu kimilerine en başta korkunç bir şey gibi gelse de, veya "giderim, sonra gata falan yırtarım bir şekilde" diye düşünseniz de; askerin koşullarını düşününce (eğitim ve stres veren ortam, hele eskaza güneydoğuya düşerseniz) sağlığınızı geri dönülmeyecek kadar bozabilirsiniz. bence bile bile davetiye çıkarmaya gerek yok.
- ms zaman zaman ağır gelebilir. ama bu zamanlarda sakın antidepresanlara meyletmeyin, doktoru da meylettirmeyin; girdiniz mi çıkamazsınız. neticede bilmelisiniz ki, bu da gelip bu da geçecek. atakları kast ediyorum yani, en azından.
- eskisinden daha çabuk yorulacaksınız, aldırmayın. hele güneş altında yürürseniz kesinlikle daha çabuk yorulacaksınız, aldırmayın. avonex gibi belirli bir periyodda iğneniz varsa iğneden sonra halsiz düşeceksiniz, aldırmayın. çeşitli ilaçlar var bu halsizliği geçiren, ucuzlar da. hele bir tanesi vardı, kırmızı şekerler gibi birşey. iğne sonrası üçer beşer içerdim, içebilirsiniz.
- ms derneği, organizasyonu falan herneyse fazla bulaşmayın. çünkü bu hastalığın seyrinde moral herşeyden önemli ve inanın ki bana, sizden çok daha kötü durumdakiler var. (bu madde tartışmalı, halihazırda destek imkanı bulamayanlar ne yapsın?)
- hayatınız boyunca (eğer tıpta bu konuda gelişme olmazsa) multiple sclerosis hastasısınız, hayatınızı bu hastalık uyarınca düzenleyin. mesela futbol oynayan bir kişiyseniz, biraz daha az oynayın. veya hiç oynamayın. plaj voleybolu oynamadan yapamıyor musunuz? yapın. boş zamanlarınızda eminönünde hamallık veya bir inşaatte amelelik mi yapıyorsunuz? buraya kadar okuduysanız..eh, ne diyeceğimi çok iyi biliyorsunuz.
- eğer iş yeriniz anlayışlı bir yerse (kurumsal yapıda bir plaza şirketi / sıcak ilişkilerin olduğu bir aile şirketi), %70'i geçkin özürlü raporu alıp (ms hastaları yasal olarak gereken %40'ı alabilmekte) bunu beyan ederseniz bir sürü avantajdan yararlanabilirsiniz; erken emeklilik, vergi indirimi, maaşta ufak bir bonus. gerçi bu iki ucu pis bir değnektir..mutlak zorunda değilseniz, hiç girişmeyin rapora beyana vs.ye. durup dururken etiketlenmenin anlamı yok.
- her hastalık az çok farklı gider ve kişiden kişiye değişir. ama ms bunun zirvesidir, annenizin msi bile sizinkisinden farklı olacaktır; onda işe yarayanların sizde de yarayacağını sanmayın. annemden biliyorum :)
- üstteki maddeye rağmen, yürüdüğünüz yolu çoktan yürümüş birini bulun. bulun ki o kişi sizin rol modeliniz olsun, nasıl olmanız gerektiği konusunda sizi yönetsin - esin versin.
- çevredekiler soracaktır, "çocuğun olursa ms ona da geçer mi?". diyeceksiniz ki, "benimkisinin ms olma ihtimali, seninkisinden az fazla; o kadar". ama eşiniz de ms hastasıysa, o zaman "az fazla" miktarı, pek de öyle az kalmayacaktır. ancak yine de şizofreni gibi %50 kadar muazzam bir geçiş olasılığı olmayacaktır. rahat olunuz ve oldurunuz.
- son olarak: ms'i duyanların aklına genelde (rahmetli) futbolcu fenerbahçeli sedat gelmekte. bilin ki alakası yok. çünkü o kişi als idi. siz ise ms'siniz.
Heppi Bir Arada
Haber: Digitürk Google Aleyhine 2 Milyon TL'lik Zarar Davası Açtı
Geçen yaz ilk kez kapatılmıştı. Sanırım tekrar bir erişim engellemesi yolda. Neyse artık, her şeyi aştık bunu da aşarız.
______________________________________________________
Güzel, çok güzel olaylar içindeyim. Gelişmelerden haberdar ederim..Desem de inanmayın, tek bir fotoğraf bile olmayacak. Bir süre için :D Bilen biliyor zaten, bilmeyenin de bilmesine gerek yok. İleride parmakta yüzük görünce anlarlar ;)
______________________________________________________
Kreşendo No:1
Şarkı başlar: Amorphis - Skyforger
Yazı başlar: Çocuklar balonlarla oynamayı sever. Genelde. Çoğu! En azından yani. O balonun patlaması da üzer. O anda dünyalarının yegane mutluluğu olan balon artık yoktur. O kadar kötü olmasa da, ona yakın kötüler de vardır. Olmaz mı?
Şarkı: Calla - Fear of Firefiles
Yakın kötü, komşu kötü ve aslında daha kötü; balonu elinden almaktır. O anda dünyalarının yegane mutluluğu olan balon artık yoktur. Ama yok da olmayabilir. Çünkü elden giden balon hala orada. Fakat onun orda değil. Görebileceği yerde. Ama onun orda değil. Akabindeyse? Dudağı bükülür..
Yazı başlar: Çocuklar balonlarla oynamayı sever. Genelde. Çoğu! En azından yani. O balonun patlaması da üzer. O anda dünyalarının yegane mutluluğu olan balon artık yoktur. O kadar kötü olmasa da, ona yakın kötüler de vardır. Olmaz mı?
Şarkı: Calla - Fear of Firefiles
Yakın kötü, komşu kötü ve aslında daha kötü; balonu elinden almaktır. O anda dünyalarının yegane mutluluğu olan balon artık yoktur. Ama yok da olmayabilir. Çünkü elden giden balon hala orada. Fakat onun orda değil. Görebileceği yerde. Ama onun orda değil. Akabindeyse? Dudağı bükülür..
Son şarkı:
Clann Zù - And on the fifth day he placed everything he owned in the centre of the room
and he watched it burn
as he recited all the beautiful words
that had ever come out her mouth
...
Muhteşem-mi Yüzyıl?
Vay anam vay! Resmen yılbaşıyla beraber nokta koymuşum bloga. Tamam öyle aman aman heves yok içimde o ayrı. Fakat yazmak çizmek tam benim sevdiğim bir uğraştı. Artık ne olduysa oldu ve o kadar da sevmemeye başladım. Herrneyse..
Dün akşam son zamanların tartışmalı dizisi Muhteşem Yüzyıl'ı izledim biraz. Sonra reklam arasında kalkarken düşünüyordum ki "dedikleri kadar varmış". Yöneltmek istediğim eleştiri şu:
50 yıl önce bile evli olsun olmasın kadın - erkek muhabbeti bambaşkaydı. Dedelerimizden de biliriz, hangisi gençken öyle 2010 tarzı ilişki yaşamıştır kadınlarla? Tabii ki hiçbiri. Kaldı ki 50 değil 100 değil, kabaca 500 yıl öncesinden bahsediyoruz bu dizide. Ve günümüzün kadın erkeğinden hiç farkı olmayan bir Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan görüyoruz. İşte bu nokta bence sadece izleyiciye beğendirmek ve reyting yapmak için çekilmiş bir numaradır.
Paylaş
Dün akşam son zamanların tartışmalı dizisi Muhteşem Yüzyıl'ı izledim biraz. Sonra reklam arasında kalkarken düşünüyordum ki "dedikleri kadar varmış". Yöneltmek istediğim eleştiri şu:
50 yıl önce bile evli olsun olmasın kadın - erkek muhabbeti bambaşkaydı. Dedelerimizden de biliriz, hangisi gençken öyle 2010 tarzı ilişki yaşamıştır kadınlarla? Tabii ki hiçbiri. Kaldı ki 50 değil 100 değil, kabaca 500 yıl öncesinden bahsediyoruz bu dizide. Ve günümüzün kadın erkeğinden hiç farkı olmayan bir Kanuni Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan görüyoruz. İşte bu nokta bence sadece izleyiciye beğendirmek ve reyting yapmak için çekilmiş bir numaradır.
Paylaş
Bu yıl aslında iyiydi!
Bir yıl daha bitti ve ben de klasik "bu yıl nasıl oldu" hesaplarına girdim. Şöyle oldu aslında,
a. Her şeyden önce, 2010 benim için bir harcama yılıydı. Bekar olmam ve aile evinde kalmam gibi faktörleri düşününce, harcayacak çok da param oldu ve bu sayede hayatımı donattım.
b. Garip bir ironiyle, 2010 benim için bir tasarruf yılıydı. Bu yıl harcadığım kadar, hatta rakamlara bakarsam harcadığımdan daha fazlasını da yatırım amaçlı kullandım.
c. Fakat 2010 benim için sosyal anlamda bir açıdan kötü bir yıldı. Çevrem öyle kayda değer ölçüde genişlemedi, bir kaç kızla yakınlaşmama rağmen kız arkadaşım olmadı, ortamlara fazla girip çıkılmadı.
d. Aynı zamanda da 2010 yılı artık geleceğe daha çok önem vermeye başladığım yıl oldu. Yukarıda bahsettiğim tasarruf, bahsetmediğim ev alma tasarısı ve 2011 kpss'ye hazırlanmaya başlamak gibi şeyler oldu.
e. Yukarıda sosyal anlamda kötü yıl demiştim. Fakat müzik açısından değil. Bu yıl hem pek çok konserin yılı oldu , hem de beni memnun eden bir ses sistemi kurdum.
f. Bu yılda kötü olan bir şey vardı ki bana yeniydi. Önceki zamanlarıma kıyasla neredeyse hiç kitap okumadım, mesleki eğitimlere katılmadım. Tüm aktivitelerim kendime dönük olmuşken; bunlar nasıl olduysa eksik kaldı.
g. Amaa, bu geçen yılın bana en büyük katkısı şu oldu ki; artık eskisi gibi kurallar planlar düzenlere dayanmış biri değil, spontan da davranan biri oldum. Şöyle ki, mesela Beşiktaştan Kadıköye vapurla dönerken konuştuğum kişinin teklifiyle Kadıköye iner inmez Mecidiyeköy'e gittim. Bakınca çok yol, çok vasıta. Ama spontan. O anda. Fazla düşünmeden. Belki de bu yüzdendir ki yollar artık gözüme gelmiyor.
---------------
Az önce öğle tatiline dışarı çıktım ve turladım biraz. 50tl'lik Sarar gömleğe bile elim gitmezken 80tl'lik Damat'ları görünce..fark ettim ki boyum o kadar da uzamamış. Evet :)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)








